20
Sepetinizde 20 ürün bulunmaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı ''Beslenme ve Gıda Alanlarında Eğitim ve İş Gücü Yetiştirme Projesi'' ve AB ne uyum yasaları çerçeve-sindeki program çalışmaları ile Hizmet içi Eğitim kurslarına katıl-dığımda yaptığım anketler ve çalışmalar ile bu doğrultuda aldığım eğitimler sonucu ve gıda alanı FORMATÖR öğretmeni olarak yap-tığım araştırmalarım da gördüm ki; Türkiye' de bu alanda büyük bir bilgi boşluğu ve kargaşası var. Mesleki yeterlilikleri belirleyen, sınırları ortaya koyan çalışmalar yeni yeni yapılıyor ve henüz halkın gündemine inmedi. Bu konuda kanun, yönetmelik, tebliğler olmasına rağmen iyi ki AB uyum yasaları ile ilgili çalışmaları (AB liğine girsekte - girmesekte en azından bu sebeple bizim gündemimize girmiş oldu diye düşünüyorum) başlatılmış, yoksa pek çok alanda olduğu gibi “Ekmekçilik (fırıncılık) alanında” da bazı taşların yerinden oynaması, faaliyete geçilmesi için, daha ”Pek çok fırın ekmek yememiz gerekiyormuş'' Çünkü, mahalleden mahalleye, şehirden şehre ekmek yapımı ile ilgili uygulamaların çok değiştiğini gördüm.
Türkiye’de ekmekçilik alanındaki uygulamalarda iki tür çalış-ma yapılmakta. Birincisi; hala geçerliliğini korumakta olan, yerel anlamdaki pide yani taş fırınlar ile yapılan ekmek üretimi. Bu sitem otomatik olmayıp tamamen insan gücü ve gelenekler çerçevesin-de yapılan üretim. Burada çalışan kişiler usta –çırak, baba-oğul, ilişkisindeki bilgi ile çalışmaktalar. Burada temizlik, hijyen-sanitasyon ve çalışma sistemleri görenekler çerçevesinde devam ediyor.
İkinci sistem ise; Raylı denilen otomasyon olan teknolojinin gerektirdiği prensipler çerçevesinde çalışan (Somon ekmek üre-ten)fırınlardır. Bu sistemde, silodan otomatik olarak giren un, el değmeden ekmek olarak çıkmaktadır. Her iki üretim şekli hala aynı derecede önemini koruyarak farklı ihtiyacı karşılamaktadır.
Ülkemiz gerçekleri göz önüne alınarak, bu iki sistem teknik anlamda ayrı gibi gözükse de iki sistemin sonucu da; şekilleri farklı olmakla birlikte nihai amaç ekmek üretmek olup aynı nokta-ya hizmet etmektedir.
Bunun sonucunda da; çalışanların, çalışma alanları ile ilgili iş isimleri, yaptıkları işler, işlerin işlem basamak sıraları, işlerin yapı-lışı, fırınların kuruluş biçimleri, çalışma tarzları, zamanları, usta -çırak ilişkisi, ekmeğin yapılışı, içine koyulan malzeme, malzemenin ölçüsü, sırası, malzemenin bekleme ve yoğurma süreleri, yaz-kış tarifeleri, kullanılan alet ve ekipmanlar ve bunları kullanılışları zaman farlılıkları gösteriyor, kısaca herkes kafasına göre ve elin-deki imkanlara göre iş yapıyor ve kafalar da bir hayli karışık.
Elemanlarda aranan özellikler ile elemana verilen sıfatlarda farklılıklar var. Meslekte öncelik ve sıklık gerektiren davranışlarda kurumdan kuruma, kişiden kişiye farklılık gösterdiğini ve belli bir standardı olmadığını gördüm. Çoğu kişinin, fırıncılıkla ilgili eğitim-leri ise hemen hemen hiç yoktu. Hep kulaktan dolma bilgilerle idare ediliyordu. Hijyen ve Sanitasyon kurallarına genellikle dikkat edilmiyor ya da bireysel olarak çok az kişi buna dikkat ediyordu. Artık hiç değilse AB uğruna belki biraz hızlandırarak boşuna har-canan onca zamanı geçte olsa telafi edebiliriz diye düşünüyorum.
Bundan dolayı önemli olan nitelikli eleman ve iş gücü için yo-la çıkabilmektir, ülkenin tümünün bu programlara, bu anlamdaki kitaplara ve bu çalışmalara çok ihtiyacı var. M.E.B.lığının program ve eğitim desteği ile tüm işletmeler ve ilgili kuruluşlar bu açığı biran önce kapatmalıdır. Herkes bu toplum için üzerine düşeni yapmalıdır. Burada M.E.B. basta olmak üzere Tarım Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Meslek Odaları, DPT,DİE ve hatta Üniversiteler ile IŞ-KUR ve Sivil Toplum Örgütleri v. b. Kuruluşlar birbirinin veri-lerinden haberli çalışmalılar ki ; bilinçli üretim yapan, yeterli, yerinde istihdam, eğitim düzeyi yükseltilmiş kişiler, yete-rince iş gücü , ve bunların sonucunda da yapılan iş birliği ile istenilen kaliteli neticeyi versin. Üretici de, tüketicide mutlu olsun.
Bakanlığın ve bu meslek programlarının hazırlanmasın da ça-lışan bizlerin çabaları ve sizlerin de gayreti ile güzel işler yapıla-cağına inanıyorum. Ülke genelinde sağlıklı yaşam kalitesinin yük-seltilmesi için gıda ile ilgili alanın her aşamasındaki, ilgili kişiler eğitilerek bilinç düzeyi ve yaşam kalitesi yüksek çalışanlar, dolayı-sıyla da toplumlar hedeflenmelidir. Ara elemanlar eğitilerek belge-lendirilmeli, halen çalışanlarda yapılacak seminerlerle, gelişen teknoloji hakkında bilgilendirilmeliler. Yine yaptığım araştırmalardan gördüm ki endüstriyel anlamda (Ankara Halk Ekmek, Gaziantep Real, v.b. gibi) birkaç kaliteli iş-letme dışında bu işin ciddiyetinin farkında olan veya ciddiye alan çok az. Endüstriyel fırıncılığı çoğaltarak, yerel fırınlara da hijyen-Sanitasyon ile Haccp sisteminin önemini, endüstriyel fırınların fark ettikleri kadar anlatabilirsek, belki standartlaştırmanın farkının faydalarını gösterebilirsek, hedefe ulaşmış oluruz. Fırıncılığın çalışma sistemlerini ülke genelinde standartlaştırmalıyız.
Öncelikle kitapta da belirttiğim gibi hijyen ve Sanitasyon çok önemli. Üretimden tüketime kadar ki her aşamada sağlığı çok ilgilendiriyor. Ve biz neyi, nasıl yediğimizi (ne yazık ki çoğumuz) bilmiyoruz. Bilinçli bir tüketici, bilinçli bir üretici sağlıklı nesiller demektir. Sağlıklı ve yaşam kalitesi yüksek toplumlar ise mutlu ve üretken olurlar. Bu saydıklarımız ise EĞITIM ile elde edilir. Top-lumda bu anlamda bir kıpırdanış görülmekte. Bunu fark eden bazı kurumlar da sevindirici şekilde eğitime yönelmeye başladılar. Eğitimi benliğimize, hayatımızın her alanına (iş, ev, sosyal) yaşam boyu olacak şekilde yerleştirmeliyiz. İşletmeler bu konuya çok önem vermeliler.
Ben, 28 yıldır bu işlerin içinde olan eğitimci kimliğimle, hem de bu çalışmanın ilk başından itibaren çalışanı olan, eksikleri bilen, bunları yerinde, işletmelerde araştıran, çalışanların ve işverenin problemlerini gören yetkililere ileten ve yazan, ara elemanlara kurslar vererek (Hijyen–Sanitasyon, Pastacılık meslek eğitimi v.b.) üzerime düşeni yapmaya uğraşan ve ayrıca ''EKMEKÇİLİK (FIRINCILIK) KURS PROGRAM'' Çalışmasını yapanlardan birisi olarak, gördüğüm problemler en aza nasıl indirilir düşüncesiyle bu programı, kitaba dönüştürmeyi düşündüm. Fırıncıların yaşadıkla-rını, yapmaları gerekenleri güncelleştirerek teknolojiye uyumlu hale getirip sunmaya çalıştım. Sizin yaşadıklarınızı yaşayan, problemlerinizi bilen, bir eğitimci ve Gıda Öğretmeni olarak bu işle ilgilenenlere bir nebzede olsa katkı sağlar ümidini taşıyarak bu kitabı yazdım. Umarım herkese yararlı bir eser olmuştur, esen kalın.
Bu Ürünü Nasıl Buldunuz ?
Ürün İadesi veya Değiştirme Süreci
Siz sayın okuyucularımız, aşağıdaki koşullar altında her zaman iade edebilir veya değiştirme yapabilirsiniz:
Türkiye'nin İnternet kitapçısı TDK; satın aldığınız e-Kitap ve e-Makale hariç diğer tüm fiziksel basılı ürünleri kargo teslim tarihinden itibaren 5 gün içerisinde iade edebilirsiniz. İade tarihi olarak ürünün tarafımıza ulaştığı tarih değil, sizlerin ürünü iade için kargoya verdiğiniz tarih kabul edilir. e-Kitap ve e-Makale gibi sayısal ürünlerin ve açıldığında yeniden orjinali gibi paketlenemeyen bilimsel oyuncakların iadesi kabul edilmemektedir.
İade halinde ürün veya ürünlerin tahrip edilmemiş, kullanılmamış veya orijinal durumunun bozulmamış olması gerekir.
Ambalaj malzemesi eksik veya tahrip olmuş, kullanılmış ürünlerin iadesi kabul edilmemektedir.
İade edilecek ürün veya ürünler ile ilgili faturanın aslı da gönderilmelidir; aksi durumda iade kabul edilmez. İadesi yapılacak ürünlerde iade-gönderme kargo ücreti alıcıya aittir.
Değiştirme işleminde ise iade-gönderme kargo ücreti alıcıya, tekrar gönderme ücreti İnternet kitapçısı TDK'ya aittir.
İade edilen ürün, kargo'da bozulmayacak şekilde yeniden paketlenmelidir; ambalajında bozulma veya ürünün tekrar satılmasını engelleyecek durumlarda iade işlemi uygulanmaz.Ürün iadesi süreci belirtilen koşullar altında başarılı olmuş ise iade bedeli 3 işgünü içerisinde tahsilat yönteminin benzeriyle geri ödenir.
İade etme sürecinde önemli unsurlar:
1) İade etmeyi düşündüğünüz ürünü, aslına benzer şekilde ambalajlayınız.
2) Satın alma sürecinde size verilen fatura ile birlikte geri gönderiniz. İade sürecinde gönderme kargo ücreti alıcıya aittir.
3) İade edilen ürünlerle ilgili geri ödeme üç (3) işgünü içerisinde yapılır; farklı bankalardan dolayı (EFT süresi) bu süre biriki gün uzayabilir.
Değiştirme sürecinde önemli unsurlar:
1) Değiştirmeyi düşündüğünüz ürünü, aslına benzer şekilde ambalajlayınız.
2) Aldığınız ürünü hangi ürünle değiştireceksiniz, o ürünü de normal satıl alma prosedürü ile alınız ve ödeme şeklini "havale" olarak seçiniz. Aldığınız ürünü değiştirmek için gönderirken yeni ürünün sipariş kodunu da yazınız.
3) Değiştirilecek ürünü, yeni ürün bilgisini ve ilk satın alma faturasını birlikte gönderiniz. Değiştirilecek ürünün TDK'ya gönderilmesi kargo ücreti okuyucuya, yeni ürünün okuyucuya gönderilmesi kargo ücreti TDK'ya aittir.
4) Değiştirme sürecinde oluşacak fark okuyucuya yapılacaksa hesabına iade edilir. Oluşan fark TDK içinse okuyucu farkı ödeme şekillerinden birisi ile gerçekleştirir.